27 Nisan 2013 Cumartesi
Artık Disleksi’ye neden olan genin bir adı var: DCDC2
Yaklaşık 5 milyon Alman okuma-yazmaya bağlı öğrenme güçlüğü çekiyor. Olgulara bakıldığında bu kişilerin sıkça aynı aileden olduğu gözlenmiş. Bu yüzden dislekside kalıtsal özelliklerin önemli rol oynadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Marburg, Würzburg ve Bonn Üniversiteleri’nden araştırmacılar Stockholm Karolinska Üniversitesi’nden İsveçli meslektaşlarıyla ortak bir çalışma yürütüyorlardı. Ciddi okuma-yazma sorunlu Alman çocuklar üzerinde yaptıkları incelemede sonunda olumsuz katkısı olan geni gösterebildiler. Tam olarak hastalıktaki etkisi açıklığa kavuşmamakla birlikte, gelişme sürecindeki beyin dokusunda sinir hücrelerinin göçünü etkilediği düşünülüyor.
Yıllardır Marburg ve Würzburg Üniversitesi’nden psikologlar, içinde en azından bir dislektik çocuk bulunan aileleri incelediler. Bunlardan çok sayıda kan örnekleri aldılar ve sonunda doğru gene ulaştılar. Ekibe önderlik eden Marburg Üniversitesi’nden Dr. Gerd Schulte-Körne bulguları açıkladı.
Bu gen daha önce ABD ve İngiltere’deki araştırmacıların buldukları üzere 6. kromozomun bir bölgesindeydi. Ancak Alman-İsveçli araştırmacılar konuyu daha da derinleştirdiler ve bu gene ait bölgeyi tam olarak belirlediler. DCDC2 adı verilen gen, gelişmekte olan beyin dokusunda sinir hücresi göçünü etkilemekteydi.
DCDC2 genindeki değişim sıklıkla disleksiye sebebiyet veriyordu. Değişikliğe uğramış gen varyantları çocuklarda okuma-yazma güçlükleri oluşturmaktaydı. Bu genle, konuşma ve yazma süreci arasında güçlü bağlantılar olduğu açıktı. Araştırmacılar bundan sonra DCDC2’yi daha iyi inceleyip neden değişikliğe uğramış çocuklarda disleksiye yatkınlık oluştuğunu ve bunun patofizyolojik sürecini öğrenmeye çalışacaklar.
Tüm Almanlar’ın yüzde 5’i dislektik. Yüksek entelektüel başarı ve düzenli okul devamına rağmen okuma güçlükleri ve yazmayla ifadede zorluklar yaşıyorlar. Pek çok çocukta bu sorun geç fark edilebiliyor ve o ana kadar psikolojik problemler başlamış oluyor. Okul kaynaklı endişe ve depresyon sonucu intihar düşüncesi bile oluşabiliyor.
Çev. Dr. Ebru Oktay
KAYNAK
- http://www.journals.uchicago.edu/AJHG
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder